İzmir Notre-Dame de Lourdes kilisesi’nde Mesih İsa’nın mabete sunulması ve yeni çan kutsaması
20 Şubat 2025
/
2 Şubat Pazar günü öğleden sonra İzmir Göztepe’deki Lourdes Meryem Ana Kilisesi’nde, İsa’nın mabette sunulmasının bayramı, İzmir Latin Katolik Başepiskoposu Monsenyör Martin Kmetec’in riyasetinde kutlandı.
Her zamanki gibi kutlama, Tanrı’yı putperestlere gösteren ve inananların kalplerini sonsuza dek aydınlatan ışık olan Mesih’e olan inancımızın işaretleri olan mumların yakılması ve kutsanmasıyla başladı Ayin kilisenin içine tören alayı olarak girilerek devam etti. Bu litürjik jestle cemaat, bir zamanlar Kurtarıcı Mesih’i bekleyen Anna ve Şimeon mabette götüren Kutsal Ruh tarafından çağrıldığını kabul ederek, İsa’yı bulacağından emin bir şekilde Tanrı’nın Evi’ne doğru yola çıkar.
Başepiskopos, günün okumaları ve Aziz Luka’ya tarafından İncil’in Sözler okunduktan sonra verdiği vaazında, İsa’nın doğumundan 40 gün sonra Meryem annesi tarafından mabette takdim edilişini hatırlattıktan sonra, katılımcılara şu konuda bilgilendirdi: “Bugün, Göztepe’de uzun bir bekleyişin ardından gelen üçüncü çanı kutsuyoruz. Çan işaret olarak sembolik bir şekilde, Rab’bin çarmıha gerilişini, İsa’nın ellerine ve ayaklarına çivileri çakan çekiç darbelerini anmaktadır. Ayrıca çan dua zamanlarını ve kilise topluluğunun yaşamındaki önemli olayları duyuran bir ses sembolüdür. Aynı zamanda çan, Kilise’nin bu yerdeki ve mahalledeki varlığını duyurur, çan burada gerçekleşen ayin zamanlarını, özellikle de Efkaristiya kutlamalarını duyurur.”
Ayrıca arzu ettiğimiz şey için hayatlarımızda sabretmenin önemini vurguladı (veya israr etti): “Sabır, Tanrı’nın yaşamlarımızda yüreklerimizde saklı olduğunu ve gizlice hareket ettiğini fark etmemizi sağlar. Sabır, tüm yüreğimizi koyduğumuz işlerimizde, taahhütlerimizde gerçekleştirmemiz gereken günlük uygulama olması lazım. Sabır kötülüğe, adaletsizliğe, hor görülmeye katlanmamıza yardımcı olur. İman sabrı bizi ışığa, Mesih’e götürecektir.”
Ardından Göztepe Başpederi Ireneusz Bochinski söz aldı: “Notre Dame de Lourdes kilisesi 1900 yılında inşa edilmiştir ve o zamanlar Göztepe küçük bir köydü. Burada Latin kökenli Hıristiyanlar yaşıyordu. Bu kilisede kullanılan dil her zaman Fransızca olmuştur. Bu kilisenin çanları 1905’ten beri sürekli çalıyordu. Ancak geçtiğimiz yıl, çanlar bir gün bile çalmadı. Çanların ahşap düzeneğinin bozulduğu ortaya çıktı. Bu yüzden yeni bir çelik konstrüksiyon yapmak ve çanların sesini üçüncü bir çanla tamamlamak için çaba gösterdik.
Çanların neden çalmadığını sormaya gelen ilk kişilerin Müslüman komşularımız olması manidardır. Onlar da çanların tekrar çalmasını beklediklerini ifade ettiler, ‘bu, insanların burada dua ettiğinin bir işareti’ dediler. Kuşkusuz çanlar buradaki toplum için bir dua ve birlik işaretidir.
Bir çanın adanması, onun vaftizi olarak anılır ve bu esnada, çana bir isim verilir. Bu çan, geçtiğimiz litürjik yılda yapılmıştır ve zamanın bir tanığıdır. Üzerinde çanın adı, ve yapıldığı zamandaki olayları olan Uluslararası Efkaristiya Kongresi yılı ve Türkiye’deki kilisenin İsa’nın Kutsal Kalbine adanması yazılıdır. Üzerinde sizin armanız ve isminiz yazılı, Ekselansları – ve umarım bugün, episkoposluk takdisinizin yıldönümünde, sizin için güzel bir hediyedir.
Vaazlarınız bu çanın sesi gibi yüksek olsun ve İsa’yı arayan herkese ulaşsın. Ekselansları, şimdi sizden bu yeni çanı kutsamanızı ve ona Bernadette adını vermenizi rica ediyorum.”
Monsenyör Martin daha sonra resmi olarak çanı kutsadı ve onun sesi duymak için çaldırdı.
Ayinin sonunda başpederi şu şekilde konuştu: “Birçoğumuz muhtemelen, o çanların tekrar çalması için harcanan tüm çabaya değip değmediğini merak ediyordur. Çağdaş zamanla bir karşılaştırma yapacağım. Zil sesi, herkesin cep telefonunda bulunan küçük bir çan sesidir. Çaldığında açıp bizi arayan kişiyle konuşuyoruz. Bu çanlar da buna benzer. Onlar çaldığında umarım biz de cevap veririz ki, Allah ile konuşalım ve Allah bizimle konuşsun.”




















