PEDER ADRİAN BACİU’YA (OFM CONV.) VEDA VE AZİZE HELEN KİLİSESİ YENİ PAPAZI PEDER İOSİF PETRİLA’YI (OFM CONV.) KARŞILAMA

Başepiskopos Martin Kmetec, 27 Eylül 2026 tarihinde Azize Helen Kilisesi’nde, kutlama vesilesiyle Peder Adrian’a cemaatin manevi gelişimlerine özveriyle katkı sağladığı hizmetlerinden dolayı şükranlarını sunmak üzere oradaydı. Başepiskopos, Azize Helen’in yaklaşık olarak 246-248 yılları arasında günümüzde Drepanum (Hersek) kentinde doğduğunu söyledi. “Doğuştan mütevazı bir karaktere sahipti ama genç bir Romalı subay olan Constantius Chlorus ile evlenip 272 yılında oğlu Konstantin’i doğurdu. Buna rağmen mütevazı karakteri hiç değişmedi. Hristiyan inancını kabul eden İmparator Konstantin, Hristiyanlara özgürlük verdi: Milano Fermanı, 313. İlerlemiş yaşına rağmen Azize Helen Mesih’in öldüğü kutsal yerleri ziyaret etmek için Filistin’e doğru uzun bir yola çıktı. Geleneksel inanışa göre, İsa’nın üzerinde can verdiği Kutsal Haçı buldu. Haçın altında duran Meryem gibi, o da tüm yaşamı boyunca Mesih’e bağlı kaldı ve onun çarmıhtaki ölümünün sebebi olan sevgisiyle yaşamaya devam etti. Bu onun içsel tutumuydu. Hayatı dua ve umutla doluydu. Azize Helen, Mesih’e inanmayı kabul ettiğinde, O’nu Allah’ın Oğlu ve Kurtarıcısı olarak benimsediğinde, kurtuluşu bizzat deneyimlemişti. İnanmak, açık bir kalbe sahip olmak, varlığımızın kaynağı olana bağlı olmak demektir.

Azize Helen bugün bize ne öğretiyor? Bizler için verdiği ders nedir? O, kendi çektiği acıları, Mesih’in çektiği acılarla içtenlikle birleştirerek yaşamayı ve Mesih’in çilesine ortak olmayı arzuluyordu. Bu durum Aziz Pavlus’un şu sözlerinde de ifade edilir: “Bana gelince, Rabbimiz İsa Mesih’in çarmıhından başka bir şeyle asla övünmem. O’nun çarmıhı aracılığıyla dünya benim için ölüdür, ben de dünya için” (Galatyalılar 6,14).

Azize Helen bize çok uzakmış gibi görünebilir, ancak aslında hiç de uzak değildir. Azize Helen’in memleketi olan Bitinya, günümüzde Türkiye sınırları içerisindedir. Dahası bir insan olarak o da bizimkine benzer yaşam deneyimlerine, mutlu olma arzusuna, hayatında iyi bir şeyler arama isteğine ve hayatın anlamını bulma çabasına sahipti. Onun bir kurtuluş aracı olarak HAÇ’ı bulması, bizim de HAÇIN anlamını yeniden keşfetmemize rehberlik edebilir. Mesih’in ölümünün gerçekliğine dair yeni bir bakış açısı kazanmamızı sağlayabilir. Bu yalnızca, dışsal bir olay olmayıp insanın varlığına dokunan, onu derinden etkileyen içsel bir olgudur. Azize Helen, HAÇ’ın kendi varlığına dokunduğunu keşfetti. Kutsal topraklara gittiğinde HAÇ’ı bulup bulamayacağını bilmiyordu; muhtemelen onu bulmayı hiç beklemiyordu; o sadece Mesih’in acı çekerek can verdiği yere gitmek istemişti. Bu yer insanlığın can çekiştiği yerdir. İnsanlığın yoksulluğu buradadır. Mesih’in acıları bizim de içimizdedir, çünkü kendi günahlarımızla, bencilliğimizle ve gururumuzla onu çarmıhta biz öldürdük.

Mesih’in çektiği acıların yeri bizim içimizdedir. Oraya gidebilme cesaretini göstermek zorundayız. Azize Helen Mesih’in acısını paylaşmak istedi. Mesih’in can çekiştiği yerde bulunmak, ona göre katlanılan bu acıyı paylaşmak anlamına geliyordu. Bu ilk yüzyıllarda şehitlerin izlediği yoldu.

Bu tören vesilesiyle Başepiskopos, Azize Helen cemaatine sunduğu hizmetlerden dolayı Peder Adrian Baciu’ya özel olarak şu sözlerle teşekkür etti. “Peder Adrian, pastoral kavrayışın ve her alandaki gayretli çalışmaların için seni içtenlikle kutluyorum. Her zaman Kilise’nin iyiliği için çalışıyorsun. Her durumda sergilediğin, ayırt etme yetisi ve sağduyuyla harmanlanmış olumlu tutumun için de teşekkür ediyorum. Rabb’in her zaman seninle olmasını ve Kilise’ye, Müjde’nin duyurulması yolunda hizmet etme arzunu güçlendirmesini diliyorum. Rab, her zaman yanında olsun, sana esenlik versin ve bir keşiş olarak çıktığın bu yolda seni mutlu kılsın” dedi. Başepiskopos ayrıca, Peder İosif Robu’ya Konventüel Fransisken topluluğunun yöneticisi olarak verdiği hizmetlerden dolayı teşekkür etti. Ardından, Peder İosif Petrila’yı episkoposluk bölgesine geldiği için hoşnutluğunu ifade etti ve Azize Helen cemaatinin refahı için koruyucusu ve bölge papazı olarak üstleneceği yeni görevinde Rab’bin ona eşlik etmesi için dua etti. Rab, size Ruh’unu bahşetsin, bu sürünün gerçek bir çobanı olmanızı sağlasın; onları birleştirmenize ve kalplerin birliğine doğru yönlendirmenize yardım etsin.